GEBELİK-DOĞUM-SEZARYEN ve KOMPLİKASYONLAR 7

En son güncellendiği tarih: 23 May 2019

  1. Mol Gebelik,Üzüm Gebeliği

  2. Gebelikte İlaç Kullanımı

  3. Gebelikte Troid Hastalıkları

  4. Gestasyonel Trofoblastik Neoplasm





Mol Gebelik / Üzüm Gebeliği




Halk arasında "üzüm gebeliği" olarak da bilinen Mol gebeliği ya da molar gebelik genetik nedenlerle gebelik ürününün sağlıklı gelişime göstermediği ve rahim içinin üzüm tanesi gibi çok sayıda şişmiş vezikül denen içi sıvı dolu yapılarla dolu olduğu anormal bir gebelik şeklidir.

Gebelikte görülen plasental hastalıklar grubundan nadir görülen bir durumdur.

Bu grup hastalıklar içersinde en sık görüleni mol hidatiform adı verilen bu üzüm gebeliğidir. Bunun dışında İnvaziv Mol (yayılım gösteren üzüm gebeliği) ve Koryokarsinoma denilen ve kanser davranışı gösteren oldukça kötü seyirli nadir görülen bir alt tipi de vardır.

Molar Gebelik ayrıca komplet (tam) ve inkomplet (tam olmayan) olarak iki grupta incelenir.

Komplet mol, ultrason incelemesinde fetüs ve fetüse ait yapılar bulunmayıp, yalnızca plasentanın olduğu mol şeklidir. Plasenta ve eklerindeki hücrelerde -adeta üzüm tanesine benzer- şekilde ödem, şişlik ve genişleme mevcuttur. Bu durum ultrasonda tipik bir görünüm verir ve dolayısıyla tanı konması kolaydır.

Ultrason yapılmasına rağmen yine de tanı için şüphede kalınan durumlarda kanda Beta HCG testine bakılır. Molde bu değer, aynı gebelik haftasındaki normal bir gebeliğe kıyasla daha yüksektir. Mol gebeliği istatistiksel olarak sosyoekonomik seviyesi düşük kadınlarda daha sık meydana gelir, ancak her gebe kadında gözlenebilir. Ülkemizde yaklaşık 1000-2000 gebelikten birine mol tanısı konmaktadır. 20 yaş altındaki gebelerde ve 40 yaş üstündeki gebelerde mol gebelik daha sıktır.

Genellikle tanı bir adet gecikmesi sonrası yapılan gebelik testinin pozitif olması sonrasında hastanın vajinal kanama şikayeti ile veya rutin olarak doktora muayene için gelmesi ile ultrason incelemesi sonrasında konulmaktadır.

Kanamalar hafif (lekelenme tarzında) olabileceği gibi fazla miktarda da görülebilir. Ayrıca daha önceden ultrason kontrolü yaptırmamış gebeler de bazen ilerleyen gebelik haftalarında bebeğin oynamaması şikayeti ile de hekime başvurabilirler.

Gebelerin bir kısmı "üzüm tanesi şeklinde parça düşürme" şikayetiyle başvurur. Bu durum veziküllerin rahim dışına atılmasından kaynaklanır.

HCG hormonunun aşırı yüksekliği bazı anne adaylarında her iki yumurtalıkda kistlerin oluşmasına neden olabilir. Bu kistler çok büyüdüklerinde ağrıya, ya da aşırı testosteron ("erkeklik hormonu") üretmeleri durumunda tüylenmeye de neden olabilir.

Nadiren, 20. gebelik haftasından önce ortaya çıkan tansiyon yükselmesi belirtileri mol gebeliğinin ilk belirtileri de olabilir.

Tüm sayılan bu belirtiler kısmi molde daha hafif olur ve ilk belirtiler daha geç gözlenir.

Gebeliğin ilk ayında normal olarak da görülebilen bulantı ve kusmalar (hiperemezis) molde genel olarak çok daha şiddetli olur. Bulantı ve kusmaların nedeni, mol gebeliğinde normalden fazla olarak salgılanan Beta hCG hormonudur.

Mol gebeliği neden oluşur?

Komplet (tam) molde fetüse ait hiçbir doku yoktur. Bu durum, çekirdeksiz bir yumurtanın spermle döllenmesi sonucu oluşur. Yumurtanın çekirdeksiz olması nedeniyle bebek gelişimi olmaz ancak bebeğe ait eklerden plasenta gelişmeye devam eder. Bu form, mol gebeliğin daha sık gözlenen şeklidir. Belirtileri gebeliğin erken döneminde ortaya çıkar.

İnkomplet (tam olmayan) molde ise rahim içinde fetus mevcuttur, ancak kromozom olarak anormallik vardır. Normal bir yumurta hücresinin iki spermle döllenmesi söz konusudur. Her ne kadar bebek oluşmuş ise de genetik olarak fazla kromozomu olan bebeğin yaşama şansı yoktur. Kısmi Mol'de; içeri giren iki sperm, 23+23= 46 kromozomu oluşturur ve 23 kromozomlu yumurta hücresi ile de birleşince ortaya genetik bozukluğu olan 69 kromozomlu bir fetus meydana gelir. Komplet molden farklı olarak kanser potansiyeli taşımaz. Kısmi Mol'de fetusun da bulunmasından dolayı tanı bazen ilerleyen haftalara kadar gecikebilir.

Mol (üzüm) gebeliğinin ne gibi tehlikeleri vardır?

Mol gebeliği geçiren kadınların yaklaşık %10-15'inde plasentaya ait hücreler gebeliğin bitmesinden sonra da çoğalmalarını sürdürürler.

Bu duruma gestasyonel trofoblastik neoplazi ("gebeliğe bağlı plasental tümör") adı verilir. Çoğalan plasenta hücreleri kan yoluyla diğer organlara yayılım yapabilir. En sık akciğer ve vajinaya metastaz yapmakla birlikte vücudun tüm organlarına yerleşebilir.

Uygun bir şekilde tedavi edilmediğinde yaptığı metastazlarla nadir görülen formlar (invaziv mol ve koryokarsinoma) ölümle sonuçlanabilir. Bu yüzden mol gebeliği tahliye edildikten sonra uzun süre (en az bir yıl) takip edilir. Ayrıca mol gebeliğinin vajinal kanamaya yol açması ve bu kanamaların bazı durumlarda ciddi boyutlara ulaşabilmesi mol gebeliğinin diğer bir tehlikesidir.

Mol gebeliğinde tedavi nasıl olur ?

Kendi seyrine bırakılan bir mol gebeliğinde hiç beklenmedik bir zamanda ciddi bir kanama meydana gelebilir. Bu yüzden tanı konduktan kısa süre sonra gebeliğin beklenmeden sonlandırılması gerekir.

Mol tanısı konan gebe hastaneye yatırılır ve genel ve jinekolojik bir muayene yapılır.

Tahliye öncesi muhtemel bir metastaz araştırması amacıyla akciğer filmi çekilir ve kan hCG değeri daha sonraki izlemlerde kullanılmak üzere saptanır. Genel kan tetkikleri yapılır ve kan grubu belirlenerek, gerekli durumlarda kullanmak üzere en az iki ünite kan temin edilir.

Mol gebeliği tahliyesi için genel anestezi tercih edilir.

Mol gebeliğin boşaltımı esnasında tercih edilen yöntem vakum ile kürtaj uygulanmasıdır. Diğer gebelik boşaltımlarından farklı olarak bu gibi durumlarda kürtaja bağlı istenmeyen durumların meydana gelme olasılığı daha yüksektir.

Rahim yaralanması ve delinmesi, enfeksiyon ve kanama başta olmak üzere istenmeyen durumların oluşması gebelik haftalığının büyüklüğüyle direkt ilişkilidir. Bu yüzden mol gebeliğinin erken tanısı ve tahliyesi önemlidir.

Gebeliğin boşaltılmasıyla elde edilen parçalar da mutlaka patolojik inceleme için uzmana gönderilmelidir.

Mol tahliyesinde normal gebelik tahliyesinden farklı olarak müdahale esnasında hücrelerden bir kısmının kan damarlarına geçerek akciğer embolisi (atardamarın kendisinin ya da dallarından birinin dolaşım yoluyla gelen bir madde tarafından tıkanması) riski de olabilir. Ayrıca nadiren tahliye sonrası DIC (yaygın damariçi pıhtılaşması) adı verilen tehlikeli durum gelişebilir.

Mol gebeliğinde tahliye sonrası takip

Patolojiye gönderilen materyalin incelenmesinde mol gebeliği tanısı kesinleştikten sonra takip süreci başlar.

Tahliye sonrası kişi 1 yıllık bir takip sürecine alınır ve Beta hCG değerleri ile izlenir. İlk zamanlarda bu değer 0 olana kadar haftalık izlem yapılır daha sonra takiplerin arası açılabilir..

Mol gebeliğinde tahliye sonrası takibin amacı molar gebelik ürünlerinin vücuttan tam olarak uzaklaştırılıp uzaklaştırılmadığını ve hastalığın GTN'ye (tehlikeli formlara) dönüşüp dönüşmediğini ve saptamaktır.

Gebeliğe bağlı trofoblastik neoplazi (GTN) mol gebeliği geçiren gebelerin yaklaşık %10'unda görülür.

Mol gebeliği geçiren olan bir kadın eğer ailesini tamamlamış ve 40 yaş üzerinde ise histerektomi (rahimin ameliyatla alınması) uygun bir tedavi şekli sayılır Çünkü bu şekilde yaklaşık % 10 olan mol gebeliğin nüks etme veya başka formlara dönüşme olasılığı % 1'e kadar düşürülmüş olacaktır.

Ancak unutulmamalıdır ki rahmin alınması mol gebeliği sonrası GTN gelişme riskini belirgin şekilde azaltır ancak tamamen ortadan kaldırmaz. Bu yüzden histerektomi yapılsa bile operasyon sonrası takipler ihmal edilmemelidir.

Yumurtalıkta gelişen kistler varsa bunlara ayrı bir müdahele gerekmez ve tahliye sonrası birkaç haftada geriler ve aşırı bulantı-kusmalar (hyperemesis) de kısa zamanda ortadan kalkar. Hangi mol gebeliğinin daha sonra nüks edeceği, problem yaratacağı konusu net değildir ve kestirilemez. Ancak bilinen bazı şeyler vardır ki; Tahliye öncesi jinekolojik değerlendirmede rahimin gebelik haftasına göre daha büyük olması, komplet mol olması, ilk ölçülen HCG seviyesinin 100.000'in çok üzerinde olması, hastanın yaşının 40 ve üstü olması mol gebeliği sonrası GTN gelişme riskini artırır.

Mol tahliyesinden sonra yapılan takipte kanda HCG seviyesinin düşmesi gerekir. HCG gebeliğin bitmesinden sonra 2-3 günde bir kan miktarı yarıya düşerek azalan bir maddedir. Bu düşme haftalık HCG takibiyle izlenir. Haftalık takiplerde HCG sıfırlandıktan sonra üç hafta daha haftalık inceleme devam eder. Daha sonra 6 ay boyunca aylık, daha sonraki 6 ay da 2 ayda bir olmak üzere bir yıl boyunca HCG ölçümü devam ettirilir.

Kan beta HCG seviyesi GTN gelişimini gösteren en önemli bulgu olduğundan anne adayının bir yıl boyunca gebe kalmaması gerekir. Çünkü hCG doğal gebelik hormonu olduğundan kişi gebe kalırsa hastalık nüksü ile karışıklıklar gösterir ve takip süreci aksar.

Gebeliği önlemek amacıyla genellikle doğum kontrol hapı verilir.

Bir yıllık takiplerde kan HCG seviyesinde yükselme olmaması durumunda takip biter ve kişinin gebe kalmasına izin verilir.

Kısmi mol tahliyesinden sonra ise önemli hususlardan birisi de çiftte kan uyuşmazlığı (Rh uygunsuzluğu) varsa (anne adayı Rh(-), eşi Rh(+) ise) anti-Rh immunglobulin ("uyuşmazlık iğnesi"-RhoGAM ampul) uygulaması yapılmalıdır.




Gebelikte İlaç Kullanımı




Gebelikte en sık ilaç kullanımı gerektiren hastalıklar şunlardır.

Solunum sistemi hastalıkları Sindirim sistemi hastalıkları İdrar yolları iltahaplanmaları Vajinal akıntıları Diabet (şeker Hastalığı) Tansiyon Yükselmeleri Elbette sıklıkla başvurulan ilaçlardan olan ağrı kesiciler, antibiyotikler, vitaminler gibi bazı ilaçlar hakkında her Doğum hekiminin temel bilgisi vardır. Ancak günümüzde piyasada yüzlerle ifade edilen sayıda değişik ilaçların bulunmasından dolayı hangi ilacın hangi kategoriye girdiğini akılda tutmanın pek imkanı yoktur.

Gebelikte ilaçların etkilerini derleyen özel bazı kitaplar ve internet gibi en güncel bilgileri sunan bir araç elimizde olduğundan gerekli oldukça hekimler bu araçlardan yararlanmakta ve hastalarını aydınlatmaktadırlar.

Gebe kadının ilaç kullanımı konusunda dikkat etmesi gereken en önemli konu reçetesiz eş,dost, komşu ve akraba tavsiyesi ile ilaç kullanmamasıdır.

Gebelikte kullanılan ilaçların yan etkileri sadece gözle görülür anormallikler olarak tanımlanmıştır. Oysa ilaç ve diğer zararlı etkenlerin doğum sonrasında da insanı yaşamı boyunca organik, fonksiyonel ve ruhsal olarak etkileyebileceği de akıldan çıkmamalıdır.

Herhangi bir nedenle ilaç kullanması gereken gebelerin mutlaka öncesinde kendilerini takip eden hekime danışmaları gerekmektedir.

Diğer önemli bir konu da sadece gebelerin değil, herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmayan ve gebelik isteyen kadınların da adetlerinin ikinci yarısında gebe kalabileceklerini düşünerek bebeğe zarar verebilecek ilaçlardan kaçınmalarıdır.




Tiroid Hastalıkları




Tiroid bezi boynun ön kısmında yer alan ve kelebeğe benzeyen bir organdır.

Temel işlevi; gelişmemiz için, metabolizma, ısı dengesi gibi ve daha bir çok yaşamsal görevde rol oynayan tiroid hormonlarını üreterek, ihtiyaç anında kan dolaşımına katmaktır. Tiroid bezinden T3 ve T4 ve adlı iki önemli tiroid hormonu üretilir.

Beynimizin alt tarafında yerleşen hipofizden salınan TSH adlı hormon tarafından tiroid hormon düzeyi ayarlanır. Tiroid bezindeki hücrelerde dışarıdan alınan iyot, aminoasitlerle birleştirilerek tiroid hormonlarına dönüştürülür.

Tiroid bezinin az veya çok çalışması metabolizma hastalıklarına sebep olur. Az çalışması durumuna hipotiroidi, çok çalışması durumuna ise hipertiroidi adı verilir. Tüm diğer hormonal hastalıklar gibi kadınlarda erkeklerden daha sık görülür.

Gebelikte iyot ihtiyacında bir miktar artış olur. Gebelikte böbrekler yoluyla iyot atılımı da artar. Fetüsün iyot ihtiyacının artması da iyot alımını artırır.

Tiroid bezinin büyümesi guatr olarak adlandırılır. Gebelikte tiroid bezi normal olarak bir miktar büyür. Bazen bu büyüme genel bir büyümenin ötesinde içerisinde nodüllerin yer aldığı bir büyüme şeklinde de olabilir. Buna nodüler guatr adı verilir.

Gebelikte ayrıca tiroid hormonu bağlayan globulin adındaki taşıyıcı protein düzeyinde de artış olur. Bu 2.5 kata kadar çıkabilir. Gebeliğin 20.haftasına kadar, hormon artışı tepe noktasına kadar çıkmaya devam edebilir. Gebelik durumunda bu yüzden serbest T3 ve T4 düzeylerini ölçmemiz daha önemlidir. Gebelikte TSH baskılanır, T3 ve T4 hormon düzeyleri proteinlere bağlı olduklarından düzeylerinde artış olur. Serbest T3 ve T4 değerleri de artar, bazen bu yükselme normal sınırın üzerine hafifçe çıkabilir.

Otoimmün hastalıklar dediğimiz vücut bağışıklık sistemindeki bozulmalardan kaynaklanan hastalıkların en çok görüldüğü yerlerden birisi de tiroid bezidir.Tiroid bezini tutan bu hastalıklara otoimmün tiroid hastalıkları denilmektedir. Bunların arasında en sık görülenlerşnden birisi Hashimoto tiroiditi'dir.

Gebelikte tiroid hormon yüksekliği (hipertiroidi) gözlenebilir. Hipertiroidinin annede düşük, preeklempsi, kalp yetmezliği gibi risklere; çocukta ise gebelik yaşının düşüklüğü, düşük, prematüre, kalp bozuklukları gibi problemlere yol açması söz konusu olabilir.

Hipertiroidide TSH düzeyleri normalin alt sınırında ya da daha da baskılanmış olabilir.HCG düzeyleri yüksek olabilir. Serbest T4 düzeyleri ise sınırda yüksek, hatta sınırdan biraz daha da yüksek olabilir. Gebede kilo kaybı ve açıklanamayan çarpıntı da olabilir. Hiperemezis Gravidarum (gebeliğin aşırı bulantı ve kusmaları)ile birliktelik gösterebilir.

TSH, serbest T4, serbest T3 düzeylerinin yanında, tiroid antikorları bakılmalı ve gereğinde tiroid ultrasonografisi çekilmelidir. Tiroid sintigrafisi gebelerde sakıncalı olup çektirilemez.

Gebeliğe bağlı tiroid hormon yüksekliğinde, tiroid antikorları saptanmaz, guatr genelde yoktur ve en geç gebeliğin 20. haftasında kendiliğinden düzelir. Tiroid hormonunu baskılayıcı tedavi genelde önerilmez.

Hiperemezis Gravidarum tablosu çok ağır seyrediyorsa ve gebeliğin 20. haftasından sonra da yükseklik devam ediyorsa düşük dozlarda tiroid hormonu baskılayıcı tedavi verilebilir. BU tablodaki hastalarda genelde ılımlı bir graves hastalığı da birlikte olabilir.

Graves hastalığı bütün gebelik süresince ortaya çıkabilir. Gebelikte de alevlenebilen bir hastalıktır. Daha önce Graves Hastalığı olanlarda uzun süreli iyilik hali varsa gebelik önerilmelidir. Radyoaktif iyot tedavisi görmüş olanlarda ise gebelik en az 1 yıl ertelenmelidir.

Gebelikte Graves Hastalığı ortaya çıktığında, genelde gebeliğe bağlı tiroid hormon yüksekliği tablosundan daha ağır seyreder. Hormon düzeyleri gebeliğe bağlı yükselmelerden çok daha yüksektir. Tiroid antikorları anlamlı düzeyde yüksektir. Kalp atım sayısı dakikada 120 ve üzerinde saptanabilir.

Gebe çok yakından izlenmelidir. İzlem bir endokrinoloji uzmanınca sağlanmalıdır. Gebelikte hasta daha önce varolan bir sıcak nodül hormon üreterek hipertiroidi oluşturabilir. Nodül oluşmu varsa ve hipertiroidi buna bağlıysa cerrahi müdahale söz konusu olabilir.

Cerrahi müdahalenin çocuğa zararı yoktur. Gebelikte asla radyoaktif iyot tedavisi verilemez ve önerilmez.

Gebelikte tiroid hastalıkları gebelik süresince ve sonrasında da görülmektedir.Gebeliğin kendisi de immün sistemi etkileyen bir olay olduğundan gebeliğe özgü tiroid hastalıkları da vardır Örneğin doğum sonrası -postpartum- tiroidit gibi).

Gebelikte Hipotiroidi- Tiroid bezinin az çalışması:

Hipotiroidi belirtileri aslında normal gebelik belirtileri ile karışabileceğinden tanıyı klinik bulgularla koymak kolay değildir. Bu hastalarda kilo alımı, uyku eğilimi, eksersiz kapasitesinde azalma ve soğuğa karşı intolerans görülür. Daha ağır hastalarda ise kabızlık, seste kalınlaşma, saç dökülmesi, tırnaklarda kırılma, ciltte kuruluk ve guatr görülür.

Laboratuvar bulguları olarak TSH artar, tiroid hormon düzeyleri normal veya azalmıştır.

Hipotiroidi nedenleri arasında en sık görüleni iyot eksikliğidir. Bebek tiroid bezi gelişmeden önce (ilk 3 ay) anne yeterli düzeyde iyot almazsa bebekte zeka geriliği dahi görülebilir. Fetal tiroid bezi geliştikten sonra yine iyot yetersizliği olursa bebek yeterli düzeyde tiroid hormonu sentezlemeyeceği için bebeğin beyin gelişimi bozulabilir.

Gebelikte <B<HIPOTIROIDI< b>olan hastalarda tiroid hormonu gereksinimi artar. Gebelik saptanır saptanmaz hormon düzeylerine bakılmalı ve uygun ilaç dozu ayarlanmalıdır.

Gebelik sırasında genellikle iki ayda bir hormon düzeylerine bakılarak ilaç dozajı ayarlanmalıdır. Gebelik sırasında alınan demirin tiroid hormonunun barsaktan emilimini azaltabileceği akılda tutulmalıdır. Bu nedenle demir ilaçları ile tiroid ilaçları en az 4 saat ara ile alınmalıdır.




Gestasyonel trofoblastik Neoplazma



GTD 4 kategoriye ayrılabilir: -Mol hidatiform -Invaziv mol -Koryokarsinom -Plasenta site trofoblastik tümör Bu tümörler oldukça nadirdir ve üç benzersiz özellikleri ile ayırt edilirler: -HCG sekresyonu -Kemoterapi duyarlılıkları -Tümör ve ev sahibi arasındaki immünolojik ilişki

Molar gebelik sınıflandırma: -Komplet mol: embriyo, membran, ya da kordon gelişmesi olmadan villuslarda şişme ile karakterize anormal konseptus. -Eksik mol-İnkomplet: Embriyo, fetus veya kordon membran ile değişik derecelerde ilişkilidir.Embriyo gebeliğin 8-10. haftasında ölür veya 2. trimestere kadar yaşayabilir. Geçişli mol-Transitional: boş yumurta, hidropik villuslar. Hidropik villuslar genellikle farkedilmez ve tüm villusları etkilemez. Trofoblast normal veya hidropiktir.Amniyon ve embriyo bulunur.

Gestasyonel trofoblastik neoplazi (GTN) veya gestasyonel trofoblastik tümör (GTT) invaziv mol, koryokarsinom ve plasental site trofoblastik tümörden oluşur: -İnvaziv mol: Mol hidatiform kaynaklanan iyi huylu bir tümördür myometriumu  doğrudan veya  venöz kanallar yoluyla  işgal eder ve uzak bölgelere metastaz yapabilir. -Tahmin invaziv mol insidansı: ---1 / 15, 000 gebeliklerde veya ---Molar gebelikte oranı    % 1-15’tir. -Koryokarsinom: ---Gestasyonel koryokarsinom gebeliğin herhangi bir türü ile ilişkili olarak ortaya çıkabilir: -----% 50 oranında mol hidatiformu ve ~% 2-3 hidatiform molü takiben gelişebilir. -----% 25, ​​kürtaj veya dış gebelik sonrası gelişebilir. -----% 25 miadında gebelik sonrası gelişebilir ---Koryokarsinom insidansı yaklaşık 1 / 40, 000 gebeliktir.

Plasental site trofoblastik tümör (PSTT) (trofoblastik psödotümör) ---Nadirdir,Kurman ve arkadaşları tarafından tarif. (1976); edilmiştir. ---Patolojik olarak tümör polipoidtir,trofoblastik hücreler myometriumum infiltre eder ve düz kas hücreleri arasında büyür ve vasküler invazyon vardır. ---PSTT üreme çağındaki kadınlarda oluşur. -----Yaş ortalaması 28 yıldır. ---Hasta genellikle amenore sonrası, vajinal kanama ile müracaat eder. ---Rahim genellikle büyüktür. (8-16 hafta) ---β-hCG genellikle  <3.000 ml / IU.dir.

Evreleme -GTT’de, tanı yapıldıktan sonra, bu hastalığın yaygınlığını belirlemek çok önemlidir. Sınıflandırma ve puanlama sistemleri kullanılır: -FIGO: ---Evre 0: Molar gebelik, düşük ya da yüksek riskli ---Evre I: uterus korpusuna sınırlı ---Evre II: pelvis ve vajinaya metastaz ---Evre III: akciğere metastaz ---Evre IV: karaciğer metastazı, beyin, vb.

-İyi prognozlu metastatik GTN (Düşük Risk Grubu): ---İdrar hCG atılımı <100.000 IU/24 h ---Serum hCG <40.000 mIU / mL ---Hastalık süresi <4

---Akciğer veya vajinal metastaz (+) ---Önceden kemoterapi almamış

-Kötü prognoz metastatik GTN (Yüksek Risk Grubu): ---İdrar hCG atılımı> 100.000 IU/24 h ---Serum hCG> 40.000 mIU / mL ---Hastalık süresi> 4 ay ---Beyin veya karaciğer metastazı (+) ---Başarısız önceki kemoterapi ---Termde gebelik

Epidemioloji -Mol hidatiformun dünyada bildirilen görülme sıklığı değişmektedir. -ABD ve Avrupa'da, hastalığın görülme oranı ~ 1 / 800 gebeliktir. -Dünyanın diğer bölgelerinde, ~ 1 / 85 normal gebeliktir. ---Molar gebelik şansı daha sonraki gebeliklerde yaklaşık % 0.5-2.5’tur. (US) Risk Faktörleri -Yüksek risk yönetimi kriterleri: ---SAT’a göre büyük rahim ---hCG> 100.000 mIU / ml ---Teka-lutein kistleri> 5 cm ---Anne yaşı> 40 yıl ---Trofoblastik tümör öyküsü

Genetik Sitogenetik: Tam molde karyotipleme % 95 46XX (23x spermin haploid reduplikasyonu) ve  % 5 46XY’tir.

Patofizyoloji Hidatiform molün histolojik özellikleri şunlardır: -Plasental villuslarda şişme -Trofoblastik proliferasyonlar

Koşullar -Hiperemezis gravidarum -Teka lutein kistleri -Toksemi -Koagülopati -Hipertiroidi -Trofoblastik embolizasyon

Tanı Belirti ve Semptomlar Geçmiş -Mol hidatiform en yaygın olarak, genellikle 1. trimesterde uterin kanama ile kendini gösterir. -Şiddetli bulantı ve kusma

Sistemlerin gözden geçirilmesi -Hipertiroidizm belirtileri -Metastatik hastalığı düşündüren işaretler

Fizik Muayene -Hastanın vital bulguları: ---Nadiren 1. trimesterde gebeliğe bağlı hipertansiyon görülür. ---Nadir olarak hipertiroidi ile ilişkili taşikardi görülür. -Tiroid -Akciğer -Karın: rahim büyüklüğünü değerlendirin -Pelvik muayene: ---Rahim boyutu> son adet tarihi ---Fetal kalp sesleri yoktur. ---Yumurtalıklarda kistik genişleme

Testler Laboratuar -Serum kantitatif hCG yükselmiştir. -Molar gebelik tanısı yapıldıktan sonra, aşağıdaki laboratuvar tetkikleri yapılmalıdır: ---Trombositler ile CBC ---Pıhtılaşma fonksiyon çalışmaları ---Kan grubu ---Tahliye öncesi göğüs röntgeni

-Malign GTN tanısı yapılmış ise, aşağıdaki çalışmalar tavsiye edilir: ---Trombositler ile CBC ---Göğüs direk grafi veya BT ---Pelvik USG ---Beyin MR veya CT taraması ---Abdominopelvik kontrast BT veya MRI

Görüntüleme Molar gebelik gebelik muayenesi için yapılan rutin USG’de bulunabilir: -Villuslardaki kan ve sıvıyı temsil eden "Kar fırtınası" görüntüsü alınır.

Tedavi İlaç (İlaçlar) -GTN, metastatik olmayan için: ---Tek ajan kemoterapi: -----Metotreksat 0.4 mg / kg IV 1-5 gün VEYA -----Aktinomisin-D 10-12 mikrogram / kg IV 1-5 gün -----Metotreksat 40 mg/m2 her hafta

-Metastatik GTN’i olan hastalar için: ---Düşük riskli metastatik hastalık için: -----Ardışık veya dönüşümlü olarak, metotreksat veya aktinomisin-D ile tek ajan kemoterapi; beklenen genel remisyon% 802dir

-----Düşük riskli metastatik hastalığı için tek ajan kemoterapi ile tedavi edilen hastaların yaklaşık % 15-20’i tam remisyon elde etmek için, cerrahi ya da cerrahisiz kombine kemoterapiye ihtiyaç duyar. -----Kemoterapi, normal hCG değeri elde edildikten sonra 2 veya 3 kür daha devam eder. -----Tedavisi doğru şekilde uygulandığında bu hasta grubunda kür oranları% 100’e yaklaşır.

-Yüksek riskli ya da kötü prognozlu metastatik hastalık: --- Adjuvan radyasyon tedavisi veya cerrahi tedavi olsun ya da olmasın daha başlangıçta agressif kombine kemoterapi ile tedavi edilmelidir. ---Geleneksel olarak, bu hastalarda kullanılan birincil ilaç rejimi, MAC olmuştur: Aktinomisin-D, 8-10 mikrogram / kg / gün 1-5 d IV; gün 1-5 metotreksat 0,3 mg / kg / gün IV; gün 1-5 VE siklofosfamid 3-5 mg / kg / gün IV

-Beyin metastazı, metastatik GTT ile kadınların yaklaşık % 10'unda görülür.Sistemik kemoterapi ile birlikte tüm beyin radyasyonu, beyin tutulumu olan hastaların % 50’sinde hayatta kalma, iyileştirmede başarılı olmuştur. Bir bildiride,  EMA / CO artı intratekal MTX ile MSS metastazı olan 25 hastada % 72 oranında bir iyileşme oranı verilmiştir.

-Karaciğer metastazı: ---Karaciğer metastazı olan koryokarsinomu tedavi etme konusunda önemli bir sorun radyasyon tedavisinin rolüdür. ---Bazı uzmanlarca önerilmemesine rağmen genellikle 10 günde 2,000 cGy doz karaciğer kanama riskini azaltır.

Cerrahi Molar gebelik için: -Herhangi bir tıbbi komplikasyonun değerlendirilmesi ve stabilize edilmesinden sonra mümkün olduğunca çabuk rahim vakum kürtajla tahliye edilmelidir. -Rahim büyükse, yoğun bakım ünitesi, kan bankası, ve anestezi hizmetleri ile yardımı ile gerçekleştirilmelidir. -Rh-negatif hastalar, anti-D immun globulin ile tedavi edilmelidir. -Pulmoner komplikasyonlar, özellikle büyük rahimlerde şunları içerebilir: ---Trofoblastik embolizasyon ve RDS ---Yüksek çıkışlı CHF -Teka lutein kistleri genellikle birkaç ay içinde iyileşir, cerrahi rüptür veya torsiyon (nadir) için düşünülmelidir.

Sevk için Sorunlar -D & E işlemi veya vakumla rahim tahliyesi için deneyimli klinisyen sevk edilebilir. -GTN tedavisi için Gyn onkologa sevk edilebilir.

Prognoz -Hidatiform mol için tıbbi komplikasyonlar; rahim boyutu > 14-16 hafta olan hastalarda ~ % 25 görülür,bunlar: ---Anemi ---Enfeksiyon ---Hipertiroidi ---Gebeliğe bağlı hipertansiyon ---Koagülopati ---Trofoblastik emboli

-Metastatik GTN tüm durumlarda tedavi edilebilir olarak kabul edilir -Metastatik hastalığı olan hastalarda tedavi başarısızlıkları için öncelikle sorumlu faktörler: ---İlk tedavi yapıldığında yaygın hastalık varlığı ---Yetersiz ilk tedavi ---Ilerlemiş hastalıkta halen kullanılan kemoterapi protokollerinin başarısızlığı

Hasta Takip Molar gebelik tahliyesi sonra, aşağıdaki laboratuvar tetkikleri yapılmalıdır: -Etkin kontrasepsiyon; takip hCG’de karışıklığa neden olabilir. -Aşağıdaki laboratuvar tetkikleri gereklidir: ---3 negatif sonuç alınana kadar haftalık kantitatif hCG takibi ---Daha sonra 3 ay boyunca aylık takip ---Sonra 1 yıl boyunca her 3 ayda bir takip ---Eğer hCG düzeyleri azalıyorsa, kemoterapi için herhangi bir gerek yoktur. ---Plato çiziyor veya artıyorsa, GTN için tedavi endikasyonu vardır.

Uyarı -Hastanın serumundaki nonspesifik heterofilik antikorlar nedeniyle nadiren HCG değerleri engellendiğinden yanlış pozitif hCG değerleri (hCG fantom ") görülebilir.

Çeşitli Kısaltmalar • CHF-Konjestif kalp yetmezliği • GTD-Gestasyonel trofoblastik hastalık • hCG-İnsan koryonik gonadotropin • PSTT-Plasental site trofoblastik tümör • RDS-Solunum distres sendromu



1 görüntüleme

© 2023 by Massage Therapy. Proudly created with Wix.com

  • w-facebook
  • Twitter Clean